Tarih:   10--2012-17:34:45 | Okunma Sayısı : 1842
ŞEHMUS TEMİZ
temiz_21@hotmail.com
KARAR HAKKI MI YAŞAM HAKKI MI?

Bir insanın yaşama hakkının başkasının keyfi kararına bırakılması kadar saçma bir şey olabilir mi? “Benim özgürce karar verme hakkım var” derken, bu özgürlüğün başkasının hayatını yok ediyor olması daha büyük bir haksızlık doğurmaz mı?
Bir insanın annesi, babası veya velisi olmanız, size o insanın canını alma hakkı veriyor mu?
Ama yok, birileri kalkmış bağırıyor, birisi bir çocuğu istemiyorsa, onu yok etme, katletme hakkına sahiptir diye bağırıyor.
Hukukun verdiği karara isyan ediyor, sokaklara dökülüyor…
Bahse konu olan son durum çok dramatik aslında!
Kendisine tecavüz edilen kadın, tecavüzcüsünü öldürüp kafasını kesiyor ve kestiği kafayı köy meydanına atarak “erkeklik öyle olmaz, böyle olur” diyor.
Hapse atılan kadın “bu adamın çocuğunu doğurmak istemiyorum” diyor, yargı ise 7 aylık bebeğin alınamayacağına hükmediyor.
Bunu duyan bazı dernek ve gruplar da sokaklara çıkıp eylem yapıyor!
Durum hassas, bunu kabul ediyoruz ama her ne olursa olsun başkalarının yaptığı hataların cezasını 7 aylık bir bebeğe yüklemek doğru değildir.
Birilerinin özgürlük sınırı, doğmamış bir bebeğin yaşam hakkının sınırlarıyla çakışamaz. Bunun hukuki, tıbbi, vicdani ve dini yönleri mevcut.
Bunların tümünü dikkate almak gerekir.
Birinin uğramış olduğu zulmü aynen veya katlayarak üçüncü bir şahsa yüklemek, hangi hukuk anlayışına, dine veya vicdana sığar ki?
Bu işlerinde bir sınırı vardır ve bu işin uzmanlarının oturup konuşmaları gerekir.
O da ulu orta değil, cadde sokak değil, ekranlar hiç değil, bilimsel ve steril ortamlarda oturulur, konu tartışılır, karar verilir. Buna da herkesin uyması gerekir.
Birilerinin çıkıp “ben yaptım, ona istediğimi yaparım” deme hakkı ve lüksü yoktur.
Bir insana ruhu üfleyen Allah’tır! O ruh üflendikten sonra, kimsenin “o benimdir, ben yaptım” deme hakkı yoktur. O artık bir insandır ve biyolojik olarak onun olmasına aracı olanlar sadece birer emanetçidir.
Bu sadece kürtaj için geçerli olan bir durumda değil aslında.
Birileri kendi keyifleri, amaçları veya gelecekleri için verdikleri kararlar uğruna yüzlerce gencin yaşam hakkına son verebilmektedir.
Ölen gençler, çocuklar veya kadınlar için zerre kadar da üzülmezler.
“Bunun olması için birilerinin ölmesi gerekirdi” der geçerler.
Amaçları için, rahatları için, makamları için nice canlar yaktı kendini can ve canan olarak görenler!
Hala da alıyorlar ve hala birileri onları can ve canan olarak görüyor.
Kanı akanlar, toprağı sulayarak kutsadıklarını düşünürken, “bu kan benim hakkımdır” diyenler, bu kanın ısısıyla saraylarının termal dengesini sağlıyorlar…
Sonuç olarak onlar da o çocukları, gençleri, kadınları almak benim hakkım diyor.
Nasıl ki birileri “bedenimle ilgili insiyatif almak benim hakkım” diyorsa, birileri de “vatanımla ilgili insiyatif almak benim hakkım” diyor.
İçindeki, üstündeki, altındaki her şeyi hak olarak görüyor ve pervasızca harcıyorlar.
Birileri de çıkıp bunu alkışlıyor…
Alkışlayan elleriniz…
Kimsenin kimsenin yaşama hakkı üzerinde hak talep etmediği, kimsenin kimsenin kanına girmediği ve hakkının sınırlarının iyi tayin edildiği yarınlar dileğiyle, sağlıklı ve mutlu kalın...
  • Yorumlar
  • Yorum Yaz
  • Paylaş
***  Bu Haber İçin Yorum Girilmemiş  ***
Yorum Yaz
İsim
E Posta
Mesaj
Kodu Giriniz



ŞEHMUS TEMİZ | Diğer Makaleleri